www .Kasaba Muhtaç Olacağına Kes سكݣى Ye .com Ümüt Çınar
 

Anasayfa
Makaleler
93 Mâcirleri
Bitki ve Hayvan Adları

 



2

Yalaka ve Ekdaşları

masa başı dilciliği

Türk Dil Kurumu 'nun Türkçe Sözlük 'üne göre
meşe palamudu : Meşe türü bir cins palamut.
imiş.

Kimse çıkıp da dememiş:
alamut palamut, vur kediye hamut

Kırımsa ve Ekdaşları

Kırımsa, kırağı ve kırcı sözleriyle kökteştir; karımsı yağmur (snow-like rain) sözünden elliptique kısalma değildir.

"Türkçede kullanılan karımsı (yağmur)'dan geldiği anlaşılıyor"
Prof.Dr. Hasan Eren 1999

masa başı dilciliği

Türk Dil Kurumu 'nun Türkçe Sözlük 'üne göre
yavşak : Bit yavrusu, sirke
imiş.

Kırk yıldır biri çıkıp da dememiş:
Yahu, yavşak bitin yavrusu da, sirke bitin yavrusu değil yumurtasıdır.

Tutkal ve Ekdaşları

tutmak 'tan gelir,
ama kalmak 'tan değil;
tıpkı bitgel, bişgel, geçgel, seçgel, yongal ...
gibi
-gal/gel ekiyle türetilmiştir.

 

"Emir 3. tekil kipinin yer aldığı ateşkes, gelgit, tutkal, yazboz, verkaç gibi kelimeler de birleşik kelimelere katılır"
Prof.Dr. Hamza Zülfikar 1991

masa başı dilciliği

Türk Dil Kurumu 'nun Türkçe Sözlük 'üne göre
susallar : Suda yaşayan bitki veya hayvan familyası
imiş.

Kimse çıkıp da dememiş:
Eski baskılardaki susal : suda yaşayan (bitki veya hayvan) maddesini yeni baskıda bu hale nasıl getirdiniz.

Çökelez ve Ekdaşları

 

çök-mek > çök-ele-mek > çök-ele-z çökelezçekelez < çökelez çökelemekçökelemek

"çökelez bk. çekelez.
çekelez
yer. 'sincap'. Yerel ağızlarda çökelez olarak da geçer.
Kökenini bilmiyoruz."
Prof.Dr. Hasan Eren 1999

masa başı dilciliği

Türk Dil Kurumu 'nun Türkçe Sözlük 'üne göre
defne yaprağı : Çeşitli yiyeceklere güzel koku versin diye katılan yaprak.
imiş.

Kimse çıkıp da dememiş:
Defne'nin yaprağından başka bir şey olmayan bu yaprağı Zülfikar'ın aklına uyup almanızın sebebini açıklayın ki maydanoz yaprağı'nı, kavak yaprağı'nı, söğüt yaprağı'nı niye almadınız diye soralım.

Yarasa ve Ekdaşları

masa başı dilciliği

Türk Dil Kurumu 'nun Türkçe Sözlük 'üne göre
Slavlar : Slav dilleri alanında yaşayan etnik grup.
imiş.

Kimse çıkıp da dememiş:
Slav dilleri alanı'nı bir kenara bırakalım, niye Türkler'i almadınız !

Göçebe ve Ekdaşları

Göçebe, göçme sözünden gelmez;...

"Türkçe göç- (< köç-) kökünden -me ekiyle yapıldığı anlaşılıyor:
köçme > göçme >> göçebe.
Göçme biçimiyle göçebe arasında yeralması gereken *göçeme ara biçiminde görülen -e- ünlüsü sonradan türemiştir."
Prof.Dr. Hasan Eren 1999

masa başı dilciliği

Türk Dil Kurumu 'nun Türkçe Sözlük 'üne göre
maymun : dört ayaklı, iki ayağı üzerinde de yürüyebilen, ormanda toplu olarak yaşayan, kuyruklu hayvan

imiş.

kimse çıkıp da dememiş:
Yahu, kuyruksuz olan orangutan, goril ve şempanze maymun değil midir?

Afacan ve Ekdaşları


afacan (< evecen), bilecen,
delecen, emecen, kakacan, pusacan, suracan, yiyecen ...

masa başı dilciliği

Türk Dil Kurumu 'nun Türkçe Sözlük 'üne göre
tepeli deve kuşugiller : Deve kuşu familyasından olan kuş türü

imiş.

Kimse çıkıp da dememiş:
Hemen üstündeki maddeye bakın

Uçarı ve Ekdaşları

Tam boyutlu görseli gösteruçarı

Türk Dil Kurumu İmlâ Kılavuzunu
hâlâ düzeltmemişsiniz

http://www.tdk.org.tr/TR/Genel/BelgeGoster.aspx?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EFD4E0E8C92CD73B10

3. Kelimelerden her ikisi veya ikincisi, birleşme sırasında benzetme yoluyla anlam değişmesine uğradığında bu tür birleşik kelimeler bitişik yazılır.

a. Bitki adları: aslanağzı, civanperçemi, keçiboynuzu, kuşburnu, turnagagası, açıkağız, akkuyruk (çay), alabaş, altınbaş (kavun), altıparmak (palamut), beşbıyık (muşmula), acemborusu, çobançantası, gelinfeneri, karnıkara (börülce), kuşyemi, şeytanarabası, venüsçarığı, yılan­yastığı, akşamsefası, camgüzeli, çadıru­şağı, gecesefası, ayşekadın (fasulye), hafızali (üzüm), havvaanaeli, meryemanaeldiveni.

b. Hayvan adları: danaburnu (böcek), akbaş (kuş), alabacak (at), bağrıkara (kuş), beş­parmak (deniz hayvanı), beşpençe (deniz hayvanı), çakırkanat (ördek), elmabaş (tepeli dalgıç), kababurun (balık), kamçıkuyruk (koyun), kamışkulak (at), karabaş, karagöz (balık), kara­fatma (böcek), kızılkanat (balık), sarıkuyruk (balık), yeşilbaş (ördek), sazkayası (balık), sırtı­kara (balık), şeytaniğnesi, yalıçapkını (kuş), bozbakkal (kuş), bozyürük (yılan), karadul (örümcek), sarısabır (bitki).

Bitki adları bölümüne koyduğunuz altıparmak (palamut) örneği, bitki değil hayvandır. Buradaki palamut sözü meşe palamudu değil, torik balığıdır!

1997'den beri diyorum hâlâ düzeltmiyorsunuz, bu inat niye? Kendi sözlüğünüze bile bakmıyorsunuz:

Güncel Türkçe Sözlük  altıparmak, -ğı     (I) a. (altı'parmak) hay. b. İri bir tür palamut balığı.

Yapacağınız tek şey altıparmak (palamut) örneğiyle sarısabır (bitki) örneğini değiş tokuş ederek doğru yerde olmalarını sağlamak.

TDK İmlâ Kılavuzu Olumsuzlukları

Bu yazı, daha önce Çağdaş Türk Dili dergisinde yayımlanan yazının genişletilmiş internet versiyonudur.

masa başı dilciliği

Türk Dil Kurumu 'nun Türkçe Sözlük 'üne göre
kervan çulluğu : uzun ayaklı, uzun ve eğri gagalı kuşlar sınıfı.

imiş.

Kimse çıkıp da dememiş:
Hadi be!

DEVRİK ADLANDIRMA

XYZ YXZ

masa başı dilciliği

Türk Dil Kurumu 'nun Türkçe Sözlük 'üne göre
bağırtlak : Orta büyüklükte, eti sevilen bir cins göçebe ördek, bozkır tavuğu (Querquedula)
imiş.

Kırk yıldır biri çıkıp da dememiş:
Yahu, atalarımızdan öğrendiğimiz tek bağırtlak, güvercine benzeyen bozkır tavuğu (Pterocles orientalis)'dur.

Bağır-t-lak

Türk Dil Kurumu'nun Türkçe Sözlük'ünde güvercinin yakın akrabası olan bağırtlak (bozkır tavuğu, Pterocles orientalis) ile bir ördek türü olan çıkrıkçın (Anas querquedula) hilkat garibesi olarak tek türde toplanmış. Sözlük'te bunun gibi iki farklı canlının tek maddede harmanlanıp verildiği örnekler var; kerkenez maddesi mesela...

bağırlak Pterocles orientalis = BAĞIRTLAK

çıkrıkçın Anas querquedula ÇIKRIKÇIN

Türk Dil Kurumu'nun Türkçe Sözlük'ünden dayanak alan dilciler bağırtlak adının etimolojisini yaparken yanılmaktadır

Yrd.Doç.Dr. Muharrem Öçalan'ın Bağırtlak Kelimesinin Kökenbilimsel Açıklamaları Üzerine (06.12.2006) adlı yazısı iyi bir örnektir http://turkoloji.cu.edu.tr/YENI%20TURK%20DILI/muharrem_ocalan_bagirtlak.pdf

Jean Deny'nin bağır(t)mak fiilinden getirdiği bağırtlak sözünü Tuncer Gülensoy bā+kır-(t)-lak biçiminde, Muharrem Öçalan ise bak+ır-t(ı)+(lA-k) olarak açıyor.

Bağırtlak sözünü yukarıdaki uzmanlar gibi bağırarak ses çıkarmak fiiline bağlayamazsınız; Hasan Eren ve Andreas Tietze'nin yaptığı gibi bağır isminden köken alır. Çünkü:

Kuşumuz, insandan uzak bozkırlarda, kurak alanlarda kuluçkaya yatar. Erkekleri karın (= bağır) tüylerini suya batırarak su depolarlar ve bu şekilde uzun mesafeler uçarak yuvadaki yavrulara su götürürler. Kuşu yuvasında gözlemlemek zordur. En kolay gözlemlenebildiği yerler, avcıların pusuya yattığı su birikintileridir. Kuşun bağrını suya daldırıp çıkarması çok kolay gözlemlenen tipik davranıştır ve halkımız da adını buna dayanarak koymuştur.

Bağırtlak sözünün t'si sonradan türemedir ve aslını -nûr içinde yatsın- Kaşgarlı Mahmut kaydetmiştir: bağırlak بغرلق

Bağırmayalım, kuşu da bağırtmayalım ve bağrını ortaya çıkaralım; BAĞIRTLAK yerine BAĞIRLAK diyelim ve yanlış anlamaları engelleyelim.


NOT: Bağırtlağın bağrını suya daldırmasını ve yavrularına bağrından su emzirmesi görüntülerine erişebilirsem video dosyası olarak sunarım. Televizyonda izledim, harika görüntülerdi ( gerçekten etimolojik görüntü) ve bunu bütün dilcilerimize izletmek isterim.

masa başı dilciliği

Türk Dil Kurumu 'nun Türkçe Sözlük 'üne göre
üvez (I) : Gülgillerden, orta boylu bir ağaç (Pirus sorbus)
üvez (II) : Sivrisineğe benzer bir böcek (Sorbus)

imiş.

Kırk yıldır biri çıkıp da dememiş:
Yahu, biyolojide tek Sorbus var, o da gülgillerden bir ağaç (Sorbus domesticus).
Sivrisineğe benzer bir böcek anlamında Sorbus yoktur!

delinin biri
kuyuya taş atmış
kırk akıllı
kırk yıldır
çıkaramıyor

Hâlâ anlamadınız mı? Kırk yıl önce daktilocu ya da dizgici yukarıdaki gülgillerin sorbus'unu aşağıdaki sivrisinek için bir göz kaymasıyla aktarmış. Bu fazladan Sorbus'u kırk yıldır silmediniz, dünya size gülüyor,

utanmalısınız !

?
??
????

ODTÜ nerede
Hacettepe nerede
siyaset için çıkan sesiniz
bilim için niye çıkmıyor

????
??
?

Yazın Harmana Sıçan Öküzün Kışın Hatılda Ağzına Gelen : Üvez

Bu yazı, Hasan Eren ölmeden önce kaleme alınmış ve yayımlanmak üzere Türk Dil Kurumu'na gönderilmişti.

masa başı dilciliği

Türk Dil Kurumu 'nun Türkçe Sözlük 'üne göre
sarı yonca : Sarı yapraklı yonca türü

imiş.

Kimse çıkıp da dememiş:
O dediğiniz sarı çiçekli yonca'dır (Melilotus)

Hamasevi'nin Bir Sevi Uğruna Ham Edilen Evi

"Bu verinin sonundaki ek, Anadolu'da kasırgaya verilen hamaz (>hamas) adının hamasevi ve hamazevi gibi yan biçimlerinde gördüğümüz eke benzemektedir"
Prof.Dr. Hasan Eren 1993

masa başı dilciliği

Türk Dil Kurumu 'nun Türkçe Sözlük 'üne göre
karakuş : Kartal türünden karakuşlara verilen ad

imiş.

Kimse çıkıp da dememiş:
Ne demek bu!

Mercan Köşk

 

"Sırça Köşkte ..."
Prof.Dr. Hasan Eren 1988-1995

Bu yazı, Hasan Eren ölmeden önce kaleme alınmış ve yayımlanmak üzere Türk Dil Kurumu'na ve Dil Derneği'nin Çağdaş Türk Dili dergisine gönderilmişti

Türk Dil Kurumu 'nun Türkçe Sözlük 'üne göre
tapir : Tapirgillerden, bir türü Asya ve Afrika'nın tropikal bölgelerinde yaşayan, 2 m uzunluğunda, kısa hortumlu bir hayvan türü (Tapirus).

imiş.

Kırk yıldır biri çıkıp da dememiş:
Yahu, üç türü Amerika'da (= Tapirus bairdii, T. pinchaque, T. terrestris) bir türü de Asya'da (= T. indicus) yaşayan tapirlerin Afrika'da yaşayanı ne zaman keşfedildi.

Bir Kulak Uğruna Balıklama Dalınan Balıklağı

kulak
deniz kulağıBalıklavabalık tutanlar
balık kulağı tamlamasından değil, kamışlağı, kaşıklağı, namazlağı gibi balık-lağı

 

"balıklava < balıklağa
< balıklağı < balık kulağı
"
Prof.Dr. Hasan Eren 1999

masa başı dilciliği

Türk Dil Kurumu 'nun Türkçe Sözlük 'üne göre
karafatma : Kın kanatlılardan, böcek, kurt ve sümüklü böceklerle beslenen, tarıma yararlı, parlak siyah renkli bir böcek, ağılı böcek (Carabus).

imiş.

Kırk yıldır biri çıkıp da dememiş:
Hadi be, yalancı !

Karafatma

blattablapsmelanogryllus
Blatta .......?.......... Blaps .....?............. Melanogryllus ....?

Yayımlanmak üzere kaleme aldığım bu yazı,
Alıcı Kuş Adları Denemesi
başlıklı yazımla
aynı gün Türk Dil Kurumu'na verilmişti.
Ancaaak ...

masa başı dilciliği

Atatürk 'ün mirası Türk Dil Kurumu eliyle Derleme Sözlüğü hazırlanırken
Lapseki tarama hırsızına nasıl peşkeş çekildi biliyor musunuz:

Derleme
Sözlüğü
< eski yazı > Tarama
Sözlüğü
çöneke چونكه çönge
düplük دپلك deplek
gön كون geven
kemeldirek كملدرك gömüldürük
kerz كرز gürüz
könik كونيك güneyik
örenpulu اورن پولى evren pulı
seci سجى süci
sükü سوكو süñü
şengil شنكل şengül
taşrakmak طاشرقمق ṭaşırḳamaḳ
tazlık طزلق ṭazlaḳ
tıraç طراج ṭuraç
tükzimek توكزيمك tökezimek
Yediker يديكر Yediger

Anlayamadınız değil mi? Haklısınız, anlatayım:

Yaşayan kişilerden derlenen sözlerin yeraldığı Derleme Sözlüğü'nde "Lapseki Çanakkale" kaydıyla geçen sözlerin çoğu, ancak eski yazılı kitaplardan taranarak oluşturulan Tarama Sözlüğü'nde bulunması gereken verilerdir. Yani, Lapseki'de konuşuluyormuş gibi Derleme Sözlüğü'ne aktarılan veriler, aslında eski yazılı bir ya da birkaç kitaptan aşırılmış düzenbazlık örnekleridir.

Şimdi, soruyorum:

Türk Dil Kurumu, Atatürk'ün helal mirasından haram yiyen bu Lapseki Tarama Hırsızı'na o zamanın parasıyla kaç lira ödedi ?

Lapseki Sokuntusu

masa başı dilciliği

Türk Dil Kurumu 'nun Türkçe Sözlük 'üne göre
pekiştirmeli kelime : Türkçede çoğu kez sıfatın, bazen de ismin ilk hecesindeki ünlünün, baştaki ünsüzle birlikte, -p-, -m-, -r-, -s- ünsüzlerinden biriyle veya ünlüyle başlayan bir ismin veya sıfatın yalnız -p- ünsüzüyle kapatılmasıyla ortaya çıkan hecenin, aynı sıfatın veya ismin başına eklenmesiyle kurulan kelime: kıpkırmızı (kıp-kırmızı), mosmor (mos-mor), tertemiz (ter-temiz), yemyeşil (yem-yeşil).
imiş.

Kimse çıkıp da dememiş:
Yahu, pekiştirmeli kelime dediğiniz şey, Bütün dünyada ikileme olarak kabul edilir.

İşte size güzel bir örnek: http://www.linguistics.buffalo.edu/people/faculty/dryer/dryer/DryerWalsPlurNoMap.pdf
Note that if a language expresses plurality by reduplicating only part of the stem, then the language is classified here as prefixing or suffixing depending on whether it is the initial segment or the final segment of the stem that is reduplicated. For example, the normal means for pluralizing nouns in Pipil (Uto-Aztecan; El Salvador) is by reduplication of the first syllable of the noun stem as a prefix followed by /h/ (e.g. rayis ‘root’, rahrayis ‘roots’; tukat ‘spider’, tuhtukat ‘spiders’; Campbell 1985: 52); this is treated as prefixation for the purposes of this map.

İkileme

ikileme1 ikileme2 ikileme3

ikileme

ikizleme : kara kara
tekeşleme : siyah beyaz
gölgeleme : kara-kura ; kara-mara
yamalama : kapkara

masa başı dilciliği

Türk Dil Kurumu 'nun Türkçe Sözlük 'üne göre
mazı meşesi : Mazı üstünde urların oluştuğu meşe türü (Quercus infectoria)

imiş.

Kimse çıkıp da dememiş:
Mazı üstünde mazıların ya da ur üstünde urların oluşması ne demek!

Derleme Sözlüğü'nü Çürüklerinden Arındırma

anasısöz derleme dergisiveDerleme Sözlüğüdanası

Derleme Sözlüğü deniz kıyısı gibidir
temiz yerleri olduğu gibi kirli yerleri de vardır
o yüzden ayağınızı temkinli atın...

masa başı dilciliği

Türk Dil Kurumu 'nun Türkçe Sözlük 'üne göre
tatlı su gelinciği : Tatlı sularda biten bir tür gelincik

imiş.

Kimse çıkıp da dememiş:
O gelincik, bildiğiniz çiçek değil, bir balık türüdür.

Körsünüz !
(You are blind !)

 

artık;
duymadım !
görmedim !
bilmiyorum !
diyemiyeceksiniz.

 

 

 

 

Türk Dil Kurumu
8. ve 9. baskı
Türkçe Sözlük

Sözlükçülüğün
yeniden yazıldığını göreceksiniz.
İnanıyorum ki
hayatınızda böyle bir eleştiriye
tanık olmadınız.


"Gözden kaçan yanlışları gene en iyi biz biliyor ve düzeltiyoruz"
Prof.Dr. İsmail Parlatır 1995

masa başı dilciliği

Türk Dil Kurumu 'nun Türkçe Sözlük 'üne göre
denizaslanı : Amerika'nın kuzeybatı kıyılarında yaşayan ve sık renk değiştiren etçil bir memeli türü.

imiş.

Kimse çıkıp da dememiş:
Hadi be, bukalemun mu bu!

1 2 3

Türkoloji ile Biyolojinin ortak noktası olan
Terminoloji, Ümüt Çınar (1965)'ın ilgi alanıdır

KALEMİNİZ KIRILMASIN

Türkoloji
Prof.Dr.Tuncer Gülensoy 1939 http://www.tuncergulensoy.com/
Prof.Dr. Mehmet Kara 1960
http://www.mehmetkara.com/

Prof.Dr. Ceval Kaya 1957 http://www.cevalkaya.com/
Prof.Dr. M. Fatih Kirişçioğlu 1958 http://w3.gazi.edu.tr/~mfatih/index.html
Prof.Dr. Mehmet Ölmez http://mehmetolmez.org/

Prof.Dr. Ufuk Tavkul 1960 http://turklehceleri.humanity.ankara.edu.tr/kisiler/ufuk_tavkul.htm
Prof.Dr. Naciye Yıldız 1958 http://w3.gazi.edu.tr/~nyildiz/index.html

Biyoloji
Prof.Dr. Kemal Hüsnü Can Başer 1949
http://www.khcbaser.com/
Prof.Dr. Ali Demirsoy 1945
http://alidemirsoy.com/