www .Kasaba Muhtaç Olacağına Kes سكݣى Ye .com Ümüt Çınar
 

Anasayfa
93 Mâcirleri
Bitki ve Hayvan Adları

 



 

Beni Türk Dili araştırmalarına yönelten, yıllar önce Tercüman gazetesinde yayımlanan Yaşayan Türkçemiz köşesi oldu. Bu köşedeki yazılar daha sonra kitap olarak yayımlandı. O zamanlar bile yerinde duramayan biriymişim:

Yaşayan Türkçemiz 2, Tercüman Gazetesi yayınları, İstanbul 1981

sa: 105

YAYINLAMAK - YAYIMLAMAK

Prof.Dr. Faruk K. TİMURTAŞ

Ankara Keçiören Lisesi öğrencilerinden Ümüt Çınar, "yayımlamak" mı, "yayınlamak" mı doğrudur diye soruyor. YAYIMLAMAK şekli doğrudur. Çünkü YAYMAK "neşretmek" kökünden türetilen YAYIM "neşir", yayın "neşriyat" mânasına gelmektedir. "Neşriyatlamak" denemeyeceğine göre, YAYINLAMAK olamaz. Doğru şekli olan YAYIMLAMAK "neşretmek" demektir.

Aslında "neşretmek" mânâsına YAYMAK kelimesi varken, yeniden YAYINLAMAK gibi bir kelime türetmeye lüzum yoktur. "Neşir" mânâsına YAYMAK fiilinden YAYIM ve YAYMA kelimeleri teşkil edilseydi yeterdi. YAYMAK fiilinden önce YAYIM ismi, sonra YAYIM'dan "-la" eki ile YAYIMLAMAK fiili türetilmesi pek de yerinde olmamıştır. Çünkü, bütün dillerde kelimelerin kısa olmasına, az heceli olmasına dikkat edilir.

(11 Mart 1980)


sa: 171

KARŞILIK

Prof.Dr. Faruk K. TİMURTAŞ

( Ümüt Çınar - Ankara) Çeşitli mânâları olan KARŞILIK kelimesinin bir mânâsı da "cevap, mukabele"dir. Bu bakımdan cevap yerine kullanılmasında bir mahzur yoktur. Günlük yaşayışta "çocukların büyüklere karşılık vermesi doğru olmaz", "falân yazıya karşılıktır" gibi sözler sık sık kullanılmaktadır. Yalnız, KARŞILIK cevap kelimesinin kullanıldığı her yerde kullanılamaz. KARŞILIK daha çok itiraz, red mâhiyetinde bir cevaptır.

Yazılı kâğıdına CEVAPLAR yazanların notunu kıran, YANITLAR yazanlara ise fazladan not veren bir öğretmenim vardı. Ben ise ne cevap yazdım, ne de yanıt, yalnızca KARŞILIKLAR

masa başı dilciliği

Türk Dil Kurumu 'nun Türkçe Sözlük (3. ilâ 6. baskı)'üne göre
Hint bezelyesi : Baklagillerden, sıcak ülkelerde yetişen, tohumları fasulyeye benzer bir bitki (Dolichos cinstir)

imiş.

Anlaşılan, sözlükçü "Dolichos nedir" sorusuna verilen "Dolichos cins'tir" karşılığını, bitkinin bilimcesi (uluslararası Grekolatince bilim adı) sanmış.

Evet, Dolichos cins'tir; Dolichos lablab tür'dür; Fabaceae familyadır; Fabales takım'dır; Rosidae alt sınıf'tır; Magnoliopsida sınıf'tır; Angiospermae alt bölüm'dür; Spermatophyta bölüm'dür; Plantae âlem'dir.

Dilciler de başka bir âlem

Türkçe Sözlük'ün birinci baskısında [1945] bilimceler üslup gereği yer almaz. İkinci baskıda [1955] bilimce yerine Fransızca karşılığı (Fr. dolic) verilen Hint bezelyesi, üçüncü/dördüncü/beşinci/altıncı [1959-1974] baskılarda (Dolichos cinstir) biçiminde muzipçe bilimcelendirilmiştir. Bu comique'lik, yedinci baskıda [1983] başka bir comique'likle (C. indicus) biçiminde "düzeltilmiştir". Sekizinci ve dokuzuncu baskıda [1988-1998] ise "(C.)"nin açılımı sözlükçülerce bilinemediği için hiç bir bilimce konmamıştır. Kaynaklar "hakkıyla" taransaydı açılım (= Cajanus) ortaya çıkardı. Günümüzdeki en son baskıda (onuncu baskı 2005) hâlâ bir bilimce konmamıştır.

işte,
Atatürk'ün mirası
yıllardır
sağdan soldan
böyle
talan ediliyor

benden başka da kimsenin kılı kıpırdamıyor
ama
bu düzeltimleri de yıllardır hiç bir yerde yayımlatamıyorum
o yüzden
Kasaba Muhtaç Olacağına Kes سكݣى Ye
dedim
ve
KMOKSY
adlı siteyi kurdum

Alaska Yerli Dillerinde Türkçe Kökenli Rusça Alıntılar
(Turkic originated Russian Loanwords in the Native Languages of Alaska)

 

Tahbił tanełkiz. Łuq’a shegh dighelagh, Dich’anełtan.
Ch’u ghest’uts’ ch’u nunghestseq’.

Balik zełchin.
Nutin’at nutiha tsiq’ tughełu.
Tethdi chuq’eya ch’u esni eł bet’uh idghełq’en.
Łq’ich’idi jani yethdi nunghełu.
Ch’u nanłghal.
Ch’u dghaznigi yidgheshchet.
Yethdi heyi niłtu.

Türk dillerinde balık

masa başı dilciliği

Türk Dil Kurumu 'nun
Turhan Baytop imzalı Türkçe Bitki Adları Sözlüğü 'ne göre
gelinkadın : gelincik (bitki)

imiş.

Kimse çıkıp da dememiş:
Yahu, o gelinkadın
bitki olan gelincik değil, hayvan olan gelinciktir.

Bir Parmak Çalımı Ala Bal : Türkçe Bitki Adları Sözlüğü
(One finger half- honey: Dictionary of the Turkish Plant Names)

1. baskıTürkçe Bitki Adları Sözlüğü 1. baskıTurhan BaytopTürkçe Bitki Adları Sözlüğü 3. baskı3. baskı

1920 doğumlu Prof.Dr. Turhan Baytop, güven vericidir.

Ama, bu imzayı taşıyan Türkçe Bitki Adları Sözlüğü güven vermiyor.

Turhan Baytop'u bitki bilimciler biliyor, tanıyor, seviyor, sayıyor ve ona güveniyorlar.

Bitki bilimciler, Baytop'un adını yeni buldukları bitkilere veriyorlar : Allium baytopiorum, Astragalus baytopianus, Cirsium baytopae, Colchicum baytopiorum, Crocus baytopiorum, Galium baytopianum, Gypsophyla baytopiorum, Nepeta baytopii ...

Hayvan bilimciler de: Agrodiaetus baytopi.

Bitki bilimciler, Turhan Baytop'un çalışmalarını kaynak alıyor ve yazılarında kullanıyorlar.

Yalnız bitki bilimciler mi? Hayvan bilimciler de:

"Ancak gerçek kaplan'ın varlığı 1973 yılında İÜ. Eczacılık Fakültesi Öğretim Üyesi Prof.Dr. Turhan Baytop tarafından saptanmıştır. Güneydoğu Anadolu'da yaptığı bir gezi sırasında Uludere ilçesinde avlanmış bir kaplanın ölçülerini almış ve derlediği bilgilere dayanarak hazırladığı makalesi, Münih'te yayımlanan Saugetierkundliche Mitteilungen adlı bilimsel derginin Eylül 1974 sayısında çıkmıştır. Prof.Dr. Turhan Baytop'un verdiği bilgiye göre 1970 yılında Uludere'de avlanan kaplanın uzunluğu 122 cm'dir." (DEMİRSOY 1992 < TURAN 1984)

Bitki bilimciler, Turhan Baytop'un diğer kitapları gibi, Türkçe Bitki Adları Sözlüğü kitabını da kullanıyorlar. Kitabın yanlışlarını da alıyor ve yaygınlaştırıyorlar. Bu yaygınlaşmışları ayrı bir yazıda ele alacağım.

Dilciler de kaynak alıyor ve Baytop'u doğrulayıcı görüyorlar:

"Bu düzeltmeyi Türkçe Bitki Adları Sözlüğü (Ankara 1994) yazarı Turhan Baytop da doğrulamaktadır. Değerli çalışma arkadaşıma göre (99. s.) Çankırı ve Tokat illerinde 'yabanî elma veya armut kurusuna Taşot veya Taşut adı verilir" (Prof.Dr. Hasan Eren, Sırça Köşkte ...IV, Türk Dili, Ocak 1995, 517. sayı, 57. sayfa)

"Son olarak, Turhan Baytop'un Türkçe Bitki Adları Sözlüğü (Ankara 1994) de yerel ağızlarda kullanılan bitki adlarını kapsayan değerli bir kaynaktır. Ne var ki 1994 yılı sonunda çıkan bu sözlüğü Dankoff'un değerlendirmesi beklenemezdi" (Prof.Dr. Hasan Eren, Türkçedeki Ermenice Alıntılar Üzerine, Türk Dili, Ağustos 1995, 524. sayı, 861. sayfa)

Ya Dankoff'un bunu değerlendirmesi beklenseydi. O zaman madık ile madımak biçimlerinin eş anlamlılığı (!!!) için Baytop'un Türkçe Bitki Adları Sözlüğü'nü kaynak gösterip doğrulatırdı !

Turhan Baytop güven verici bir addır.

TEMA Vakfı başkanı aksakal Hayrettin Karaca da güven verici bir addır. Ön Söz'ün 2. sayfasında teşekkür edilenler listesinde Hayrettin Karaca (Yalova) da bulunuyor. Prof.Dr. K.H.Can Başer (Eskişehir) ile Prof.Dr. Faik Yaltırık (İstanbul)'ı da unutmayalım.

Bu güven verici adlara rağmen, Türkçe Bitki Adları Sözlüğü güven vermiyor.

İşte, tehlikeli olan da bu.

Bu sözlüğün hazırlandığını, 1986'da DTCF'nde öğrenci iken, Prof.Dr. Hamza Zülfikar'ın Türkiye Türkçesi dersinde duymuştum. Sayın Zülfikar, hararetli hararetli, köylere gidildiğini ve bilimsel yollarla bitki adları derlendiğini anlatıyordu. ....

Türkçe Bitki Adları Sözlüğü, gidilen köylerden yapılan yeni derlemeler ile gidilmeyip Derleme Sözlüğü'nden aparılan eski derlentilerin bir birleşimidir.

Kitap, bir parmak çalımı bal. Parmak, serçe parmak; bal da, deli bal, üstelik ala bal.

Eğer isterseniz, bu deli balı, bir çömlek Anzer balına çevirebilirsiniz:

Derleme Sözlüğü'nden aparılmış bütün sözler kitaptan çıkarılmalı ve geriye kalanlar bir kitap halinde yayımlanmalıdır. Yazı dilindeki Grekolatince çevrintileri (adlandırma çevirisi, literal translation) de eklenmemelidir. Sizin adınızı taşımayı hak edecek çalışma da budur.

Aparılanlar ve aparılması unutulanlar, Türk Dil Kurumu tarafından ayrı bir kitapta toplanabilir.

Ön Söz'ü, İbn an-Nafis'in "Eğer yazdıklarımın bundan bin sene sonra da geçerli olabileceğini bilmeseydim bunları yazmazdım" sözüyle bitiriyorsunuz.

Bin sene dolmadan üç senede güvensiz olduğunu bilseydiniz, kaleminizi kırar mıydınız?

SON SÖZ: Yiğitliğiniz varsa, koymalısın yürek yürek; yoksa, gömülür gidersiniz hocam, kürek kürek!

Bu yazı, Turhan Baytop ölmeden önce kaleme alınmış ve yayımlanmak üzere Türk Dil Kurumu'na gönderilmişt

masa başı dilciliği

Türk Dil Kurumu 'nun
Zafer Öztek imzalı Halk Dilinde Sağlık Deyişleri Sözlüğü 'ne göre
hiçin :
yürek

imiş.

Kimse çıkıp da dememiş:
Yahu, o hiçin
yürek değil Kafkasya'dan Ufuk Tavkul'un yediği börek, börek !

Sağlıksız Bir Sağlık Taraması : Halk Dilinde Sağlık Deyişleri Sözlüğü

Prof.Dr. Zafer Öztek

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı öğretim görevlisi Prof.Dr. Zafer Öztek tarafından Derleme Sözlüğü taranarak hazırlanan ve Prof.Dr. Hamza Zülfikar tarafından incelenen Halk Dilinde Sağlık Deyişleri Sözlüğü adlı yüzellibeş sayfalık kitap, 1992 yılında Türk Dil Kurumu yayınları (: 560) arasında yayımlandı.

Akademi olma iddiasındaki Türk Dil Kurumu'nun akademik olmaktan çok uzak bir yayınıdır. Bırakın uzmanlığı, amatörce bile değil; çocukçadır. Üniversite birinci sınıf bir tıp öğrencisi bile bunu rahatlıkla hazırlayabilirdi.

Kitabın ikinci baskısı tıpkıbasım olarak yayımlanacakmış

SON SÖZ: Unu kalburla eleyen, kepeğine katlanır.

herkes bilir ki örümcekler 8 bacaklıdır
peki 'ta
Nam Nam adlı kukla programındaki örümcek karakteri
Cek Örüm niye 6 bacaklıdır ?

Kırk Yılda Bir Arpa Boyu Gidilen Yol: Biyoloji Terimleri Sözlüğü

 

kırk yıl önce ZoolojiZooloji Terimleri SözlüğüProf.Dr. Sevinç KarolBiyoloji Terimleri Sözlüğükırk yıl sonra Biyoloji

Araknoloji uzmanı [The Queen of Turkish Arachnology] Prof.Dr. Sevinç Karol ve iki meslektaşının* başkanlığında 12 üyenin** hazırladığı Biyoloji Terimleri Sözlüğü, 1998 yılında Türk Dil Kurumu yayınları (: 699) arasında çıktı.

Karol ve arkadaşlarının 1067 sayfalık bu kitabı, Karol'un 35 yıl önce doçent iken çıkardığı Türk Dil Kurumu (: 209) yayımlı 426 sayfalık Zooloji Terimleri Sözlüğü 'nün genişletilmiş ve botanik terimleriyle kısmen bütünlenmiş biçimidir.

 

Olumsuzlukları üç grupta toplarsak:

A. 1963 Zooloji Terimleri Sözlüğü kaynaklı eski yanlışlar
B. 1998 Biyoloji Terimleri Sözlüğü kaynaklı yeni yanlışlar
C. Prof.Dr. Mustafa Kuru'nun Omurgalı Hayvanlar kitabından aktarılanlar
[Kuru'nun kitabını hanginiz taradınız ?]

 

* Prof.Dr. Zekeriya Suludere, Prof.Dr. Cevat Ayvalı
** Prof.Dr. Metin Aktaş, Prof.Dr. Yusuf Ayvaz, Prof.Dr. Nazmi Polat, Prof.Dr. Çimen Atak, Prof.Dr. İrfan Albayrak, Doç.Dr. Zeki Aytaç, Doç.Dr. Hayri Duman, Doç.Dr. Fatma Ünal, Doç.Dr. Suat Kıyak, Yard.Doç.Dr. Leylâ Açık, yard.Doç.Dr. Yusuf Kalender, Arş.Gör.Dr. Selâmi Candan.

masa başı dilciliği

Türk Dil Kurumu 'nun Türkçe Sözlük 'ünde
olmadık sözler yer alırken fiyu (Anas penelope) yer almıyor

Güncel Türkçe Sözlük almış; ama, fiyo "ördek" olarak

Tzitzilis'in Rumca Alıntıları
( Tzitzilis's the Greek loanwords in Anatolian Turkish Dialects)

Avusturya Bilimler Akademisi (Österreichische Akademie der Wissenschaftten) tarafından 1987'de Viyana'da yayımlanan Christos Tzitzilis'in Griechische Lehnwörter im Türkischen (mit besonderer Berücksichtigung der anatolischen Dialekte) adlı 201 sayfalık kitabı, Türkçedeki Rumca alıntılar üzerine yapılmış en kapsamlı çalışmalardan biri olup Tietze'ninkileri bütünlemektedir.

Tzitzilis'in bu eserini Türk Dili (Aralık 1987, 432. sayı, 315-336. sayfa) dergisinde Prof.Dr. Hasan Eren değerlendirdi. Yazısını "uzun ve yorucu bir emek ürünü olan bu çalışmayı sık sık kullanacağımız doğaldır" cümlesiyle bitiren Eren'in bu yargısına ben de katılıyorum.

Rumca alıntıları 597 maddede toplayan Tzitzilis'in bu toplamaları hiç kuşkusuz büyük ölçüde doğrudur. Yalnız, doğru bulmadığım nisbeten az sayıda örnek de vardır:

Yunanca όφυια (karabatak) sözünden gelmezfiyu ördekçedir
püskül taktım fesime, gel sesime sesime: http://www.arkive.org/wigeon/anas-penelope/image-A17530.html [listen to this species]

masa başı dilciliği

Türk Dil Kurumu 'nun Türkçe Sözlük 'üne göre
yırtıcı kuş : Ehlîleştirilmemiş vahşi kuşlara verilen genel ad
imiş.

Kimse çıkıp da dememiş:
Yahu, siz hiç bâzname görmediniz mi ?!

THE TALONS OF THE WORLD
or
THE WORLD OF THE TALONS

Prof.Dr. Osman Fikri Sertkaya 'ya ithafımdır

talons

Kitap boyutlarında bu yazı, daha önce Türk Dili Araştırmaları Yıllığı - Belleten'de yayımlanan Alıcı Kuş Adları Denemesi başlıklı yazının genişletilmiş internet versiyonudur

Türk Dili dergisi'ne verdiğim yazılarım anlayamadığım bir sebeple yayımlanmazken, eşzamanlı olarak Belleten'e verdiğim bu yazımın yayımlanmasına destek olan Prof.Dr. Osman Fikri Sertkaya'ya dünya alem önünde teşekkür ederim. Kaleminiz hiç kırılmasın !

ÖRNEK Yırtıcı Kuş Adları Dizini
Index of the Names of the Birds of Prey

Grekolatince ~ Scientific
Almanca ~ German
Çekçe ~ Czech
Estonca ~ Estonian
Fince ~ Finnish
Fransızca ~ French
İngilizce ~ English
İspanyolca ~ Spanish
İsveççe ~ Swedish
İtalyanca ~ Italian
Macarca ~ Hungarian
Portekizce ~ Portuguese
Rusça ~ Russian

Telif ücretini AKREP OPERASYONU başlatıldıktan sonra alabildim

T.C
ATATÜRK KÜLTÜR, DİL VE TARİH YÜKSEK KURUMU
TÜRK DİL KURUMU
BAŞKANLIĞI

SAYI : YYİ.Şb.Md.619/343-1380
KONU : Belleten hk.

ANKARA
--------------
6.10.2001

Sayın Ümit ÇINAR

İLGİLİ: 05.09.2001 tarihli yazınız.

Türk Dili Araştırmaları Yıllığı-Belleten'in 1996 sayısında yayımlanan "Alıcı Kuş Adları Denemesi" adlı yazınızın telif ücreti İş Bankasının Keçiören Şubesindeki hesabınıza yatırılacaktır. Dergimizde yazısı yayımlanan yazarlara dergi verilmemektedir.

Bilgilerinize saygılarımla rica ederim

Cafer ÇETİN
Kurum Sekreteri

TDAY-BELLETEN 1996'da yayımlanan ALICI KUŞ ADLARI DENEMESİ başlıklı yazımı, E. Denison Ross'un İngilizce makalesinden Prof.Dr. Emine Gürsoy-Naskali'nin çevirisiyle TDK yayınları (: 605) arasında çıkan KUŞ İSİMLERİNİN DOĞU TÜRKÇESİ, MANÇUCA VE ÇİNCE SÖZLÜĞÜ adlı kitaptan esinlenerek kaleme almıştım.


Gürsoy-Naskali'nin "çevirenin önsözü"nde yer alan aşağıdaki paragrafı, benim için kamçılayıcı olmuştu:

Ross'un çalışmasını Türkiye Türkçesine çevirirken karşılaşılan en büyük zorluk, metinde bahsi geçen kuşların Türkiye Türkçesi karşılıklarının bulunmamasından kaynaklandı. Kuş bilimi ile aşina olmayışımın belki bunda bir etkisi olmuştur, fakat baş vurduğum kaynaklar da bana fazla yardımcı olmadı. (Çevirenin Önsözü XI)

Aslında, "metinde bahsi geçen kuşların Türkiye Türkçesi karşılıkları" bulunuyordu. Orada burada dağınık olarak geçen ama toplu olarak bir kitapta verilmeyen bu isimleri ben ZOBOT adlı bitki ve hayvan adları sözlüğünde toplamıştım. Asıl amacım da işte bu toplamayı ilgili yerlere bir makale aracılığıyla duyurmaktı. Önce, Ross'un çalışmasındaki kuşların İngilizce ve Türkçe karşılıklarını Grekolatince destekli olarak hazırlamaya başladım. Uzadığını ve dağıldığını görünce de kısaltmaya karar verdim. Konuyu daraltırken "Denison Ross'un Girişi"nde yer alan şu paragraf dikkatimi çekti:

Burada İran ve Hint (*) doğancılığı konusunda eşsiz bilgiye sahip olan Colonel Phillott'a (**) teşekkürlerimi belirtmek isterim; doğancılık ile ilgili bahislerde derin bilgisine sürekli müracaat ettiğim görülecektir. (Denison Ross'un Girişi XVIII)

Prof.Dr. Osman Fikri Sertkaya'nın "Sunuş"unda doğancılığın ilk çalışma olarak geniş yer tutması, daraltılmış konuyu belirledi:

Albert August von Le Coq "Bemerkungen über türkische Falknerei (Türk doğancılığı üzerine mülahazalar)", Baessler Archiv, IV, (1914), s. 1-13 ve "Bemerkungen zur türkischen Falknerei (Nachtrag) (Türk doğancılığı hakkında mülahazalar (İlave))", Baessler-Archiv, IV (1922), s. 114-117 adlı iki makalesinde kuşçu, ve kuşçuluk ile ilgili eşyalar konusunda bilgi vermekte, a) yırtıcı kuşlardan bürgüt/burgut (Steinadler "Aquila fulva"), karçıgay (Habicht "Astur palumbarius"), laçın (Wanderfalke "Falco peregrinus"), kırguy (Sperber ("Nisus communis"), çağalbay (Baumfalke "Hypotriorchis subbuteo"), kökünek/kökenek (Turmfalke "Tinnunculus alaudarius"), b) av kuşlarından şunkar (Gierfalke "Hierofalco Gyrfalco"), beri/bahri ("Falco calidus/Falco peregrinus"), ıtalgu ("falco Henderson"), fuhuy/bıgu/baygu ("Astur badius"), turumtay ("Lithofalco aesalon/Hypotriorchis chicquera"), atmaca (Sperber "Accipiter nisus"), balaban ("Falco cherrug/Falco sacer"), tıkun/tuygun/tilgen (Şahin "falco peregrinator"), çagra/çugra ("Limnaetus kienerii"), çakır (ein grauer Sperber), çalur (eine Falkenart), delice togan (Schmerlin), tarlan, togan (Falke), togrul ("Falco leucorypfus (?)"), tugur (Sitz), kızıl vs üzerinde durmaktadır." (Sunuş VII)

Ross'un dayandığı "Beş Dilli Mançuca Sözlük" üç ciltlik tıpkıbasım olarak Türk Dil Kurumu Kütüphanesi'nde bulunmaktadır: Sözl.B/166

Prof.Dr. Emine Gürsoy-Naskali bu sözlüğü görmemiştir. Görseydi, bunu açıkça önsözde belirtirdi. Görseydi, Ross'un düzeltilmeye değer "ufak" bir sıralama yanlışını düzeltirdi:

Ross, 18 yüzyıl ürünü olan Mançuca, Moğolca, Tibetçe, Doğu Türkçesi ve Çince karşılıkları ihtiva eden beş dilli bir sözlüğün kuş isimleri bölümündeki kuş isimlerini tesbit etmiş, bu listedeki Doğu Türkçesi, Mançuca ve Çince kelimeleri çalışmasına dahil etmiş, ..." (Çevirenin Önsözü XI)

"..., çift dilli Mançuca-Çince Sözlük'ün bütün kelimelerini ihtiva eden ve buna ilave olarak kelimelerin Moğolca, Tibetçe ve Doğu Türkçesi karşılıklarını da veren beş dilde tertiplenmiş bir sözlüğün tek yazma nüshasına dikkatimi çekti." (Denison Ross'un Girişi XV)

"Sayfanın başında Mançuca kelimeler bulunmaktadır, Mançucadan sonra Moğolca kelime gelmektedir. Bundan sonra Tibet karakterleriyle Tibetçe kelime gelmektedir. Tibetçe kelimeler ilk önce imlaya göre sonra da telâffuza göre transkripsiyonlanmıştır. Tibetçeden sonra Arap harfleriyle Doğu Türkçesi kelime yer almaktadır; Doğu Türkçesi kelime Mançu harfleriyle de gösterilmiştir. Çince en sonda bulunmaktadır." (Denison Ross'un Girişi XV-XVI)

Ross'un "Mançuca / Moğolca / Tibetçe / DoğuTürkçesi / Çince" sıralamasındaki Tibetçe'den önce getirdiği Moğolca, "Beş Dilli Mançuca Sözlük'e göre Tibetçe'den sonra gelmektedir: "Mançuca / Tibetçe / Moğolca / DoğuTürkçesi / Çince". Görünümü bozup kullanımı zorlaştıracağından aynı alfabeyi kullanan iki dilin (: Mançuca / Moğolca) arasına farklı bir alfabeli dilin (: Tibetçe) getirilmesi akıllıcadır. Dikey yazılan üç dilin (: Mançuca / Moğolca / Çince) arasına yatay yazılan iki dilin (: Tibetçe / DoğuTürkçesi) yerleştirilmesi de kullanıma uygun güzel bir görünümdür. Ross'un bu "ufak" (!) yanlışı nasıl yapabildiğini hâlâ anlayabilmiş değilim.

Görseydi, Ross'un yazım yanlışlarını da düzeltirdi:

Ross'un "te-kef" sırasıyla verdiği (78, 88) ايتكه , Beş Dilli Mançuca Sözlük'te "kef-te" sırasıyladır:(4134/A, 4136/C) ايكته

Ross'un ilk vav'ını attığı (120, 248) دكور , Beş Dilli Mançuca Sözlük'te vav'lıdır (4145/A, ...) دوكور

Kuş bilgisinin zayıf olduğunu Ross açıkça ifade ediyor:

Bu arada, kuş bilimi ie aşinalığımın bulunmadığını belirtmek ve böyle bir çalışmayı lingüistik verilerin ötesine çıkmadan ele aldığım için maruz kalacağım tenkitleri ber taraf etmek isterim. Kuş bilimi ile uğraşanların bu listeyi incelemeğe (***) değer buldukları takdirde kuşların listedeki tasnif ve tariflerine göre bu kuşları teşhis etmek suretiyle benim başarılı olmadığım bir alanda başarılı olmalarını diliyorum." (Denison Ross'un Girişi XVII)

Kuş bilimi ile aşinalığı olan bir kişi Grekolatince ile haşir neşir olmuş demektir ve yanlış yazımlı baskı hatalarını gayri ihtiyari düzeltir. Kuş bilimine aşinalığı olmadığını kendi kaleminden de açıkça ifade eden Ross, Giles'teki yanlış yazımları olduğu gibi aktarıyor:

Archibutes aquilinus (Ross 85 < Giles sa: 621); doğrusu: Archibuteo aquilinus
Scops sunia (Ross 95 < Giles mad: 7676); doğrusu: Scops surnia

 


* O zamanın (1909) Hindistan'ı (= British India), günümüzün Hindistan'ı ile Pakistan ve Bangladeş'i de kapsardı. Buradaki Hint'ten kasıt, sanırım, İran etkisindeki Pakistan'dır.

** Britannica (14th ed. 1929/1930/1932)'nın "falconry" maddesinde E. Delme-Radcliffe'in yazısının sonuna ekleme yapan Douglas C. Phillott, Farsça Bâznâme-yi Nâsirî 'yi İngilizceye çeviren (1908) kişidir. "İran ve Hint" doğancılığı konusunda eşsiz bilgiye sahip olan Phillott'un bu bilgiyi E. Delme-Radcliffe'den edindiği kuşkusuzdur. Lt.Col. E. Delme-Radcliffe'in Notes on the Falconidae used in India in Falconry (first published in 1871) adlı yazısı internette bulunmaktadır: http://users.cybercity.dk/~ccc12787/misc/radcliffe02.html

Türkiye ve Avrupa'nın Kuşları

*** İncelenmeden kullanıma değer bulunması sakıncalıdır. Kerem Ali Boyla'nın İngilizceden çevirisiyle Türkiye Doğal Hayatı Koruma Derneği yayını olarak çıkan TÜRKİYE VE AVRUPA'NIN KUŞLARI / KUZEY AFRİKA VE ORTADOĞU DAHİL adlı kuş gözlemcilerinin özlemle beklediği kılavuz kitapta Acridotheres tristis (İng. common myna)'in Türkçe karşılığı olarak verilen çiğdeci, Ross'un çikdaçi (Acridotheres cristatellus) maddesi (: 177) 'nden esinlenmedir:

çiğdeci (Acridotheres tristis) ... Doğal olarak Orta ve Güney Asya'da insanların çevresinde yaşar, Moskova ve Batum'a yerleşmeyi başarmıştır. Türkiye'de son yıllarda Ankara ve İstanbul'da gözlenmiştir. Çiğdeci (çigdaci) ismi Orta Asya kökenlidir. Kelime içindeki çiğdenin trabzon hurması olduğu düşünülmektedir. // dere çiğdecisi (Acridotheres gingianus) (sa: 328)

Buradaki Trabzon hurması, hepimizin yakından bilip severek yediği ve kısaca hurma dediğimiz bitki (Diospyros kaki) değildir. O zamanın İngilizcesinde Trebizond date [Fransızca: dattier de Trébizonde] olarak geçen bitkinin günümüz İngilizcesindeki yaygın adı oleaster ya da Russian silverberry olup bildiğimiz iğde (Elaeagnus angustifolia var. orientalis) demektir. Türkiye coğrafyasında yakın zamanda görünmeye başlayan Acridotheres cinsinden ötücü kuşlar için çiğdeci değil iğdeci biçimini kullanmak gerekir: Acridotheres cristatellus (八哥) Uygurca جىگدىچى җигдичи cigdiçi (Türkçe anlamı: iğdeci); Elaeagnus angustifolia (沙枣) Uygurca جىگدە җигдә cigde (Türkçe anlamı: iğde)


Eskide kalan saklantıyı saklandığı yerden çıkarıp Türkçeye yeniden kazandırmak gerek:
KOYA
(قويه)
«pellet»
Kazaklar (қоя = koya) ve Kırgızlar (коё = koyo) hâlâ kullanıyor

Baykuş koyasıbaykuş koyası
< http://en.wikipedia.org/wiki/File:Bird_pellet.jpg

Puhu koyasıpuhu koyası
< http://hu.wikipedia.org/wiki/Fájl:Uhukopet.jpg

Türk Dil Kurumu yayını Türkçe Sözlük'te koya maddesi bulunmuyor
Osmanlıca قويه = ḳoya  
قويه سن آتمق = ḳoyasın atmaḳ
Avcı kuşlar yiyeceklerini yedikten sonra bunun bir kısmını kursaklarından döndürüp ağızlarından çıkarmak (< Yeni Tarama Sözlüğü)
koye* Avcı kuşların çıkardığı artıklar (< Temel Türkçe Sözlük [Sadeleştirilmiş ve Genişletilmiş Kâmûs-ı Türkî], 1985, 2. cilt, sayfa: 749)
* Türkçe için örnekte "a" okunması gereken ه (güzel he) harfi, ق (ḳaf) harfi bulunmasına rağmen, Farsça sanıldığı için yanlışlıkla "e" okunmuş TTS yazarlarınca K
Kazakça қоя = ḳoya

қустың бөтегесi мен иттiң асқазанында жеген асынан қалып қоятын жүн-жұрқа, қоқсық заттар (< Қазақ тiлiнiң түсiндiрме сөздiгi)
Бүркіт қоясы: 1. Киіз қоя: Жемсауда бірер тәулік тұрған киіз қоя қайта құсылғанда, ол өзіне көптеген жалқақ, қыл-қыбырды жабыстырып ала шықса, онда қоя өз міндетін атқарған болады. Киіз қояның жебесі бір тұтам. Жуандығы - бас бармақтай. Оны таза киізден жұмырлап тігіп жасайды да, сыртын әбден сыптығырлайды. 2. Тал қоя: Бүркіттің ішкі кінаратына қарай талдан да қоя жасап салады. Тал қояның да ұзындығы бір тұтам, жуандығы бас бармақтай. Бірақ тал қояның сыртын таза ақ шүберекпен орап, тігіп тастайды. 3. Сүйек қоя: Бүркіт іші майлы деп болжаған құсбегілер сол құсқа сүйек қоя жұтқызады. Сүйек қояның құсқа зияны да баршылық. Сондықтан оны өте сирек салмаса болмайды деген кезде ғана пайдаланады. Бұл қояны жасар алдында сүйекті отқа күйдіріп, оны үгітіп. ұсақтап, таза ақ шүберекпен орап, тігіп тастайды. (< http://kk.wikipedia.org/wiki/Қоя)

қоясын ашты = ḳoyasın aştı
қоясын ақтарды = ḳoyasın aktardı
қылмысын әшкереледi, сырын ашты
Kırgızca коё = ḳoyo* кусочек кошмы, скатанный шариком (для очистки желудка ловчей птитцы или барзой собаки)
* ikinci hecedeki düz "a" sesinin yuvarlak "o" sesine dönüşmesi ilk hecedeki yuvarlak ünlüden dolayıdır ve Kırgızcada dudak uyumu çok yaygındır.
koya'dan habersiz olan Türkçe kaynaklarda pellet / pelet : baykuş peleti
kusuk : baykuş kusuğu, kerkenez kusuğu, karga kusuğu, martı kusuğu
kusmuk : baykuş kusmuğu
topak : baykuş topağı
yumak
TÜRÇEDE
1. etimoloji denemesi (olanaklı)
Eğer, dize (<: dizmek), doğa (<: doğmak), kese «kestirme yol» (<: kesmek), oya (<: oymak), sapa (<: sapmak), yara (<: yarmak), süre (<: sürmek) örneklerinde olduğu gibi -a/-e fiilden isim yapım ekiyle kurulu ise koymak (Divanü Lûgat-it-Türk: قُى koy- = koymak; koyuvermek, bırakmak; dökmek; çalkamak) fiilinin bir türevi olabilir.
2. etimoloji denemesi (olanaksız)

Yeni Türkçe döneminde hem Oğuz (: Osmanlıca) hem de Kıpçak (: Kazakça ve Kırgızca) sahasında kullanılan koya sözüyle Orta Türkçe dönemindeki (Divanü Lûgat-it-Türk) koyka sözü arasında anlamca kısmi yakınlık (semantik olarak diğer dillerdeki adlandırmaları da göz önünde bulundurursak) dikkate değer:

قُيْقا koyka: Deri. Aslında deri için kullanılan bu kelime kürk için dahi kullanılır. "اُلْ قُويُغْ قُيْقالَدىِ ol koyuğ koykaladı = o, soymadan derinin kıllarını yakarak temizledi". Bu, kaynar suda derinin yününü temizlemektir. (< Divanü Lûgat-it-Türk Tercümesi III, 1941; sayfa:173)
koyka = deri, kürk (< Divanü Lûgat-it-Türk Dizini "Endeks" IV, 1943; sayfa: 352 III, 173-10)

koykala- = derinin kıllarını temizlemek, yolmak (< Divanü Lûgat-it-Türk Dizini "Endeks" IV, 1943; sayfa: 352 III, 173-12)

Divanü Lûgat-it-Türk'te قُيْ koy kelimesi hem «koyun» (Ovis aries) hem de «elbisenin koynu; kucak» anlamına gelse de hayvan olan koyundan [koy] (: ol koyuğ koykaladı = o koyunu kuyka'ladı = o koyunu [: koyun derisini] ütüzledi K ) köken aldığı varsayılırsa koyka [sic] sözünün -ke/-ka isimden isim yapım ekiyle kurulduğu rahatlıkla söylenebilir.

Fakat, yukarıdaki etimolojiyi Yudahin'in (Юдахин) Kırgız Sözlüğü'nde (Кыргызко-Русский словарь) yer alan veriler olanaksız kılıyor:

куйка или куйка тери 1. кожа головы; куйкасы кашылап почёсывая в затылке (напр. затрудняясь ответить); куйкасын кашын жөн болду он почесал в затылке (да на том) и успокоился; куйка чачы волосы на голове; 2. кожа палёной головы овцы или козы; ачта жеген куйканы токто унутпа погов. при сытости помни голод (букв. кожу, которую ты ел в голод, не забывай в сытости); куйкам курушуп турат мне противно, меня тошнит (смотреть, слушать и т.п.); куйкасы (или куйка териси) курушту (или тырышты) он рассвирепел, обозлился, он вышел из себя.
куйкала- палить, опаливать (курицу, овцу и т. п.)
куйкалап- опалиться, обгореть

Kırgızcadaki verilerde yuvarlak ünlünün birinde geniş (коё = koyo) diğerinde dar (куйка = kuyka) olması, koya ~ koyka [sic] denkliğini olanaksız kıldığı gibi, Divanü Lûgat-it-Türk'teki قُيْقا yazımının mütercimi Besim Atalay tarafından koyka biçiminde yanlış okunduğu ve doğrusunun kuyka okunması gerektiğini de ortaya koyuyor.

Orta Türkçe dönemindeki (DLT) يُمُرْتْغا = yumurtga sözünün Yeni Türkçe döneminde Oğuzca yumurta (Türkçe, Azerice) biçiminde -g-/-ġ- düşümlü, Kıpçakça жумуртка = cumurtka (Kırgızca), жұмыртқа = jumırtka (Kazakça) biçiminde düşümsüz -k-/-ḳ- dönüşümlü olması kuralı ḳoyḳa [sic] ile ḳoya sözlerinin eş kökenli olma olasılığını zayıflatıyor; zira hem Oğuzca hem de Kıpçakça örnekler -ḳ- düşümlüdür ve özellikle Kıpçakçadaki bu düşümün açıklanması gerekir

DİĞER DİLLERDE
İngilizce pellet / bird pellet (in ornithology) : owl pellet, eagle pellet, hobby pellet, kestrel pellet, falcon pellet, merlin pellet
casting (in falconry) : owl casting
bolus (rare) : owl bolus
to cast to throw up a cast or pellet
Felemenkçe braakbal  
gewel
pillen of balletjes van werk en katoen, die men den jachtvogel ingeeft om hem zuiveren ( < www.dbnl.org)
Almanca Gewölle : Eulengewölle, Falkengewölle, Sperbergewölle
Speiballen  
Falkenpillen  
Lüksemburkça eilekatz
als Eilekatz ginn déi virun allem vun Eilen a Gräifvullen ausgewiergten onverdaulech Iessreschter (Schanken, Fiederen) bezeechent (< http://lb.wikipedia.org/wiki/Eilekatz)
İsveççe spyboll  
Norveççe gulpebolle  
uglebolle  
Danca gylp
de ufordøjelige dele af en rovfugls måltid; knogler og fjer/pels, som gylpes op 12-20 timer efter måltidet (< www.users.cybercity.dk)
: uglegylp, falkegylp
kaste at gylpe (eng. to cast)
Fransızca pelote de réjection
les oiseaux rapaces et bon nombre de mammifères carnivores ingèrent leurs proies entières si elles sont de petite taille ou bien des morceaux des proies quand elles sont plus volumineuses. Dans les deux cas, ces animaux avalent des fragments de peau, des poils, des plumes, des petits os, des ongles, des griffes, etc. qui ne seront pas digérés (< www.univ-ubs.fr)
pelote de réjection de rapace, pelote de réjection de buse, pelote de réjection de chouette, pelote de réjection de hibou, pelote de réjection de hulotte, pelote de réjection de chevêche, pelote de réjection de heron, pelote de réjection de mouette, pelote de réjection de goeland, pelote de réjection de renard
pelote de régurgitation  
boulettes de régurgitation  
pelote  
cureé  
İtalyanca cura
resti di peli e di piume che il falco restituisce dal beco in forma di pallottola (< www.falconeria.org)
Katalanca egagròpila (pl: egagròpiles) : egagròpila d'òliba
İspanyolca egagrópila (pl: egagrópilas)
una egagrópila es la regurgitacion en forma de bola de pelos y plumas y huesos que no han sido digeridos por un ave (< www.todointernet.com)
egagrópila de cernícalo, egagrópila de gerifalte, egagrópila de halcón, egagrópila de lechuza, egagrópila de buho, egagrópila de curuxa, egagrópila de mochuelo
curalle  
plumada  
pluma  
Galiççe egagrópila (pl: egagrópilas)
: egagrópilas das aves rapaces, egagrópilas de moucho, egagrópilas de avelaiona
plumada  
pelota  
Portekizce plumada  
pelota  
egregófito  
Esperanto vomaĵo  
Rusça погадка (pl: погадки)
продолговатый комочек, состоящий из плохо перевариваемых частей корма, в основном перьев, шерсти и костей, срыгиваемый спустя некоторое время после кормления (обычно по утрам, спустя сутки) (см. Сметать) (< http://piterhunt.ru/library Наиболее полный словарь сокольничей лексики)
сметать так в старину называли процесс скидывания погадки
Ukraynaca погадка  
пелетки  
Lehçe wypluwka  
Slovence izbljuvek : izbljuvek sove, izbljuvek orlov
kozlanina  
Macarca köpet  
Fince oksennuspallo  
Japonca ペリット  
Çince 唾餘 / 唾余  
食团  
食丸  
İbranice צנפה  

 

masa başı dilciliği

Türk Dil Kurumu 'nun Türkçe Sözlük 'üne göre
deniz ineği :Amerika ve Afrika'nın tropikal kıyı sularında yaşayan, 2-3 m boyunda deniz memelisi (Hydrodamalis gigas).

imiş.

Kimse çıkıp da dememiş:
Denizinekleri (Sirenia) takımının manatigiller (Trichechidae) familyasından üç türünün tanımlandığı maddeye sonradan eklenen Hydrodamalis gigas bilimcesi aynı takımın dugonggiller (Dugongidae) familyasından 250 yıl önce soyu tükenen Steller denizineği'ne aittir

ÖKÜZÜN ALTINDA ARANAN BUZAĞI : Bir Eskimo Dilinde Türkçenin İzleri

Mehmet Kara

http://turkoloji.cu.edu.tr/YENI%20TURK%20DILI/mehmet_kara_eskimo_turkce_izler_I.pdf
Bir Eskimo Dilinde Türkçenin İzleri-I: Türemiş Kelimeler
V. Uluslar arası Türk Dili Kurultayı Bildirileri I
20-26 Eylül 2004
Türk Dil Kurumu Yayınları: 855/I
sa: 1503-1524

http://turkoloji.cu.edu.tr/YENI%20TURK%20DILI/mehmet_kara_eskimo_turkce_izler-II.pdf
Bir Eskimo Dilinde Türkçenin İzleri-II: Basit Kelimeler
Büyük Türk Dili Kurultayı Bildirileri
Ankara 2006
Bilkent Üniversitesi

Iñupiat Eskimo Dictionary (Donald H. Webster,  Wilfried Zibell, Illustrated by Thelma A. Webster, Summer Institute of Linguistics, Inc., Fairbanks, Alaska, 1970) adlı basılı kitabın internet versiyonu olan Interactive IñupiaQ Dictionary, kitapta yer alan yedi farklı karakterden altında nokta olan ḳ harfini (the k with a dot underneath) resmi alfabeye uygun olarak q harfiyle değiştirmiştir. Diğer altı harf (the Inupiaq letters not found in English) ise fontsuzluk azizliğine uğrayıp şifrelenmiştir. İnyupikçe sözler Inupiaq fontuyla, İngilizceleri ise Calibri (Gövde) fontuyla dizilmiştir. Inupiaq fontu download edilmemişse ñ, ł̣, ġ, ŋ, ł, ḷ harfleri şifreli e, o, b, f, j, x olarak gözükmektedir. Site bu durumun açıklamasını ve şifrelerin çözümünü geçit (=link) verdiği sayfalarda yapmıştır.  

Mehmet Kara bu sayfaları gör[e]mediği için, İnyupik ses sistemine aykırı olan ve yalnızca Inupiaq fontu yüklenmemiş bilgisayarlarda görünen ünlü ve ünsüzleri (= e, o, b, f, j, x ) görünür değerlerine göre kullanıp denkleştirmelerini yapmış. Oysaki  gerçek değerleri (= ñ, ł̣, ġ, ŋ, ł, ḷ )  farklı sonuçlar verebilir. Dilcilikte, görünür değerlikli harf’ler değil, gerçek değerlikli ses’ler kullanılır. Güven verici Webster adının himayesinde çıkan Parker’ın sözlüğü (Webster's Inupiatun - English Thesaurus Dictionary, Edited by Professor Philip M. Parker, Ph.D.,  Published by ICON Group International, Inc. 2008) de güven zedeleyici biçimde font yüklenmemiş bilgisayar görüntüsünü yansıtır.

 

Eskimo-Aleut dillerininin lengüistik konumlarını Türkologlara daha iyi gösterebilmek için Türkolojideki yaklaşık dengi olan terimlerle ifade edersek [Eskimo-Aleut languages are analogous to Turkic langıages] :

Eskimo-Aleut dilleri Türk dilleri
Aleutça Çuvaşça
Eskimo dilleri Genel Türkçe
Sirenik Yupikçesi Yakutça
Yupik dilleri Kıpçak dilleri
Sibirya Yupikçesi Altayca / Hakasça / Tuvaca
Yupikçe Kazakça / Kırgızca
Çupikçe Tatarca / Başkurtça
Nunivak Çupikçesi Karaçay-Balkarca
Supikçe Özbekçe / Uygurca
İnuit dilleri Oğuz dilleri
İnyupikçe Türkmence
Batı Kanada İnuitçesi Azerice
Doğu Kanada İnuitçesi Türkiye Türkçesi
Labrador İnuitçesi Anadolu ağızları / Ahıskaca
Grönland İnuitçesi Rumeli ağızları / Gagauzca

 

Görünüm aldatıcıdır

 

masa başı dilciliği

Türk Dil Kurumu 'nun Türkçe Sözlük 'ünde
olmadık sözler yer alırken ilek yer almıyor

Güncel Türkçe Sözlük almış; ama, yıllardır "erkek incir" olarak bildiğimiz ilek, meğerse "incirin döllenmesini sağlayan sinek" imiş; vay be !

İLEK

ilek1ilek2
ilek < iğlek 'erkek incir'
< iğlek 'zayıf meyve'
< iğlek 'zayıf, güçsüz'
< iğle-k 'zayıflamış'
<: iğlemek 'meyveyi olgunlaştıramamak' < 'zayıflamak'
<: 'hastalık'

masa başı dilciliği

Türk Dil Kurumu 'nun Türkçe Sözlük 'üne göre
Tosun : Burulmuş erkek dana

imiş.

Kırk yıldır biri çıkıp da dememiş:
Yahu, onu* yazan tosun, çüksüz nasıl kosun !
* tipik WC yazısı var ya, işte o
Türk Dil Kurumu, 9. baskıya kadar düzeltmediği TOSUN maddesini ancak 10. baskıda düzeltebilmiştir: Danalıktan çıkmış genç boğa.

BUĞDAYDA BAŞAK, TOSUNDA TAŞAK!
(The spike in the wheat, The testicles in the bull calf)

KERTENKELE
Hazineyi teslim etmiş bizim tosun,
Dili hortum gibi bir kertenkeleye;
Neler neler olmuş, sen biliyor musun?
O tosun benzemiş, kertilen keleye… (*)

(*)Kele:Tosun


Ekrem Şama

masa başı dilciliği

Türk Dil Kurumu 'nun Türkçe Sözlük 'üne göre
Dana : İneğin, sütten kesilmesinden bir yaşına kadar olan erkek yavrusu

imiş.

Kırk yıldır biri çıkıp da dememiş:
Yahu, dana'nın
erkeği olduğu kadar dişisi de var !
Türk Dil Kurumu, 9. baskıya kadar düzeltmediği DANA maddesini ancak 10. baskıda düzeltebilmiştir: İneğin, sütten kesildikten sonra bir yaşına kadar olan yavrusu

Derleme Sözlüğünde Kürtçe-Zazaca Karıştırmalar

masa başı dilciliği

Türk Dil Kurumu 'nun Türkçe Sözlük 'üne göre
su akrebi : Vücudu geniş ve yassı, durgun sularda yaşayan zehirli bir akrep türü
imiş.

Kimse çıkıp da dememiş:
Yahu, su akrebi (< İngilizce water scorpion sözünün çevrintisi, Nepa cinerea) zehirli olmadığı gibi akrep türü de değildir.

Amatörce Bir Uzmanlık Çalışması : Türkçede Ses Yansımalı Kelimeler

Prof.Dr. Hamza Zülfikar

  

doçentlik tezinizde (1982)
neye dayanarak yuvarladınız, anlayabilmiş değilim:

"Fakat birbiri ardınca yapılan hareketlerden birinin çıkardığı sesin ötekisinden az farklı oluşu, ikilemenin ikinci parçasındaki ünlünün değişmesini gerektirmiş, kalın ünlü yerine bunun yuvarlağı seçilmiştir. İlk hecedeki a sesinden sonra dilin geleneğine bağlı olarak o sesinin gelememesi yüzünden de bunun yerini u sesi almıştır.
.............
Olayın, hareketin tarzından ileri gelen tabiî sesin farklılığı, yansıyan seslerden birisinin ötekisinden az değişik oluşu, adlandırmada ikilemenin ünlülerini etkilemekte, ikincil ikilemenin ikinci parçasında u ünlüsünün yer almasına sebep olmaktadır. İkinci hecede o yerine u sesinin yer alması, Türkçe kelimelerde ikinci hecede geniş düz o , ö ünlülerinin bukunmaması ile ilgilidir.
" (sayfa: 27)

oysaki olay çok basitti:

ağız açıklığı ya da enleme kuralı
varyasyonlu hareketi yansıtabilmek için, gölgelemeyi oluşturan üyelerden birinin ilk hecesinde geniş ünlü varsa, diğer üyenin ilk hecesinde dar ünlü bulunur
Türkçe için geniş-dar, İngilizce içinse dar-geniş sırası gözetilir
TÜRKÇE GÖLGELEME TABLOSU
T a düz yuvarlak dudak
e
u K geniş dar geniş dar ağız
ü
kalın a ı o u dil
ince e i ö ü
tak tuk ; tek tük
İNGİLİZCE
T i
a K
o
ticktack , zigzag ; ding-dong , ping-pong

Özlem DENİZ-YILMAZ , Değerlendirmeler: Hamza Zülfikar, Türkçede Ses Yansımalı Kelimeler. İnceleme-Sözlük, Ankara, 1995, VIII+699 s., Türk Dil Kurumu Yayınları: 628, Türk Dili. Dil ve Edebiyat Dergisi, sayı 541, Ankara, Ocak 1997, s. 121-124.
Aynı tanıtımın İngilizcesi: Yılmaz Ö., Hamza Zülfikar, Türkçede ses yansımalı kelimeler [Onomatopoeia in Turkish], Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları, 1995, VIII+699 pp., Turkic Languages 1998, vol. 2, № 1, Wiesbaden: Harrassowitz Verlag, 1998, pp. 152-154.

Neşe ÇELİK, Değerlendirmeler: Prof.Dr. Hamza Zülfikar, Türkçede Ses Yansımalı Kelimeler (İnceleme Sözlük), TDK Yay.: 628, Ankara 1995, Vıı+699 s. Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi (sayı: 4, Güz 1997) sayfa: 246-252

Prof. Dr. Gülden SAĞOL YÜKSEKKAYA , Tanıtma: Prof. Dr. Hamza Zülfikar. Türkçede Ses Yansımalı Kelimeler: İnceleme-Sözlük. Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Türk Dil Kurumu Yayınları: 628. Ankara, 1995, VIII+699 s. (ISBN 9752162077729). Türk Kültürü (sayı: 409, 1997) sayfa: 320

! ? !

Prof.Dr. Hamza Zülfikar, Doğru Yazalım Doğru Konuşalım, Türk Dili (dil ve edebiyat dergisi), sayı: 642, Haziran 2005, sayfa: 498 :

"Türk dili ve edebiyatıyle ilgili çeşitli kitap ve makaleleri iyi ve kötü yanlarıyla değil, duyguların etkisi altında kalarak yalnızca kötü yönleriyle eleştirenler pek çoktur. Duyguların ağır bastığı, bilgisizce ve dayanaksız yapılmış değerlendirmelerle dolu bu külliyatı gönül arzu eder ki, bir araştırıcı bir gün ele alır, inceler, eleştirideki bu ilkelliği, seviyesizliği yayınlayıp ortaya koyar."

SON SÖZ: Çoban durur iken çoluk güderse davarı, ya alır yazdan hazı ya atar yardan harı.

Bu yazı, daha önce 1997 yılında Çağdaş Türk Dili dergisinde yayımlanan yazının genişletilmiş internet versiyonudur

masa başı dilciliği

Türk Dil Kurumu 'nun Türkçe Sözlük 'üne göre
primat : Bütün maymun türlerini ve bazı bilginlerin sınıflamasına göre, insanları içine alan memeliler takımı, primatlar.
imiş.

Kimse çıkıp da dememiş:
................................................................................................ !

1 2 3

Türkoloji ile Biyolojinin ortak noktası olan
Terminoloji, Ümüt Çınar (1965)'ın ilgi alanıdır

KALEMİNİZ KIRILMASIN

Türkoloji
Prof.Dr.Tuncer Gülensoy 1939 http://www.tuncergulensoy.com/
Prof.Dr. Mehmet Kara 1960
http://www.mehmetkara.com/

Prof.Dr. Ceval Kaya 1957 http://www.cevalkaya.com/
Prof.Dr. M. Fatih Kirişçioğlu 1958 http://w3.gazi.edu.tr/~mfatih/index.html
Prof.Dr. Mehmet Ölmez http://mehmetolmez.org/

Prof.Dr. Ufuk Tavkul 1960 http://turklehceleri.humanity.ankara.edu.tr/kisiler/ufuk_tavkul.htm
Prof.Dr. Naciye Yıldız 1958 http://w3.gazi.edu.tr/~nyildiz/index.html

Biyoloji
Prof.Dr. Kemal Hüsnü Can Başer 1949
http://www.khcbaser.com/
Prof.Dr. Ali Demirsoy 1945
http://alidemirsoy.com/